Skip to content Skip to footer

Etiyoloji / Risk Kontrolü

Oklüzal Travma Kontrolü

(Splintleme / Gece Plağı & Oklüzyon Düzenleme) — Bazı kişilerde dişlere binen aşırı veya dengesiz kuvvetler, periodontal tabloyu zorlaştırabilir. Bu sayfa, oklüzal travmanın ne olduğunu ve risk kontrolünde nasıl ele alındığını netleştirir.

Diş eti sağlığını konuşurken “plak (biyofilm)” çoğu zaman başroldedir; fakat bazı kişilerde dişlere binen aşırı veya dengesiz kuvvetler de tabloyu zorlaştırabilir. Bu kuvvetler; diş sıkma-gıcırdatma (bruksizm), hatalı temaslar, eksik dişlere bağlı yük dağılımı bozuklukları veya kapanış bozukluklarıyla ilişkili olabilir. Bu bölümde amaç, “oklüzal travma” denilen yüklenme problemlerinin ne olduğunu ve risk kontrolünde nasıl ele alındığını netleştirmektir.

Not: Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır. Oklüzal sorunların değerlendirilmesi ve uygun yaklaşım, ağız içi muayene ve ölçümlerle kişiye özel belirlenir.

Oklüzal travma nedir?

Oklüzal travma, dişlerin ve çevre dokuların, kaldırabileceğinden daha fazla (veya dengesiz) kuvvetle karşılaşması sonucu ortaya çıkan “yüklenme hasarı” olarak düşünülebilir. Periodontoloji literatüründe iki kavram sık geçer:

  • Primer oklüzal travma: Sağlıklı destek dokusunda normalin üzerinde kuvvet
  • Sekonder oklüzal travma: Zaten destek dokusu zayıflamış dişte (ör. periodontitis nedeniyle kemik kaybı olan) “normal kuvvetin bile” sorun yaratabilmesi
Önemli denge: EFP’nin rehber notlarında, travmatik oklüzal kuvvetlerin periodontitisin ilerlemesini hızlandırdığına dair insan çalışmalarından net kanıt olmadığı vurgulanır. Bu nedenle oklüzal travma, “tek başına periodontitisin nedeni” gibi görülmemeli; daha çok eşlik eden bir yük faktörü olarak ele alınmalıdır.

Oklüzal travma düşündüren belirtiler neler olabilir?

Tek bir belirti kesin tanı koydurmaz; ancak aşağıdakiler birlikte olduğunda değerlendirme ihtiyacı artar:

  • Dişlerde hassasiyet veya “ısırınca sızlama”
  • Dişlerde hareket artışı (sallanma hissi)
  • Sabahları çenede yorgunluk/ağrı, şakak bölgesinde gerilim
  • Dişlerde çatlak, kırık, aşınma artışı
  • Dolgu/kaplamalarda tekrarlayan kırılma/atmalar
  • Diş etinde çekilme ile birlikte kamamsı (V şeklinde) aşınmalar (tek başına travmaya bağlanmaz; çok faktörlüdür)

Bu bulguların bir kısmı bruksizmle ilişkili olabilir; ancak bruksizm tanısı ve şiddeti kişiden kişiye değişir.

Risk kontrolünde hedef ne?

“Oklüzal travma kontrolü” denince amaç şudur:

  • Dişlere binen kuvvetleri daha dengeli hale getirmek
  • Zayıflamış destek dokuda dişlerin “fazla zorlanmasını” azaltmak
  • Gerekirse diş sıkma/gıcırdatmanın zararlarını sınırlamak (tamamen ortadan kaldırmak her zaman mümkün olmayabilir)

AAP (American Academy of Periodontology), oklüzal tedavinin periodontal tedavinin bir parçası olabileceğini ve hastanın seçenekler, olası sonuçlar ve sorumluluklar konusunda bilgilendirilmesi gerektiğini belirtir.

1) Splintleme / Gece Plağı ne işe yarar?

Gece plağı (oklüzal splint), özellikle diş sıkma-gıcırdatma şüphesi olan kişilerde; dişleri, restorasyonları ve çene eklemi/çiğneme kaslarını korumaya yardımcı olabilecek koruyucu bir aparey olarak düşünülebilir.

Burada doğru beklenti önemlidir: Sistematik derlemeler, splintlerin bruksizmi “tam tedavi ettiği” konusunda güçlü kanıt olmadığını; buna karşın bazı kişilerde diş aşınması/hasarı gibi olumsuz etkileri azaltmada fayda sağlayabileceğini vurgular.

Gece plağı kimlerde daha çok gündeme gelir?

  • Dişlerde belirgin aşınma/çatlak bulguları olanlarda
  • Sabah çene kaslarında ağrı/yorgunluk yaşayanlarda
  • Periodontitis nedeniyle destek dokusu azalmış ve dişlerde hareket artmış kişilerde (hekimin uygun görmesiyle)
  • İmplant/kaplama gibi restorasyonları koruma ihtiyacı olanlarda (kişisel risk değerlendirmesiyle)

İmplantlarda bruksizm varlığında komplikasyon riskinin artabileceğini gösteren çalışmalar olduğu için, koruyucu yaklaşım daha çok önemsenebilir.

Gece plağıyla ilgili kritik not: Piyasadaki “hazır plaklar” herkese uygun değildir. Uygunsuz bir aparey; temasları bozabilir, kas/eklem şikâyetini artırabilir veya dişlere farklı bir yük bindirebilir. Bu yüzden “hangi tip splint, ne kadar süre, nasıl takip” sorularının yanıtı kişiye göre belirlenir.

2) Oklüzyon düzenleme nedir, ne zaman düşünülür?

Oklüzyon düzenleme, dişlerin kapanışında “erken temas” ya da “aşırı yük” oluşturan noktaların hekim tarafından değerlendirilmesi ve gerekirse düzeltilmesi anlamına gelir. Bu yaklaşım; periodontal tedavinin yerine geçmez, tamamlayıcı bir adım olarak ele alınır.

Literatürde oklüzal ayarlamanın periodontal parametreler üzerine etkisini inceleyen çalışmalar olsa da, her vaka için “standart, herkesin yaptırması gereken” bir işlem gibi sunulmaz; karar, klinik bulgulara ve risk-fayda dengesine göre verilir.

En pratik çerçeve: “Ne zaman bu konuya odaklanmak gerekir?”

Aşağıdaki durumlar varsa, oklüzal travma kontrolü periodontal risk yönetiminde daha görünür hale gelir:

  • Periodontal tedaviye rağmen bazı dişlerde inatçı sallanma/sızlama
  • Diş sıkma-gıcırdatma bulguları + artan diş aşınması/çatlaklar
  • Kapanışın belirgin bozulması, eksik dişler nedeniyle yük dağılımının değişmesi
  • İmplant/kaplama gibi restorasyonlarda tekrarlayan kırılma/sorunlar

Bu noktada genellikle en güvenli yaklaşım; minimal, geri döndürülebilir seçeneklerden (ör. gece plağı, takip, davranış farkındalığı) başlayıp, gerekirse daha ileri düzenlemeleri değerlendirmektir.

Mini kontrol listesi: Evde farkındalık için 5 ipucu

  • Gün içinde fark ettiğinde dişlerini “temasta” tutuyor musun? (Normalde dişler çoğu zaman temas etmez.)
  • Stresli anlarda çenen sıkılıyor mu?
  • Sabah kalkınca çenende yorgunluk var mı?
  • Dişlerde yeni çatlak/kırıklar oluşuyor mu?
  • Aynı bölgede ısırınca sızlama tekrarlıyor mu?

Bu sorular tanı koydurmaz; ama risk sinyali verebilir.

Isırınca sızlama, sabah çene yorgunluğu veya tekrarlayan kırık/çatlak varsa; oklüzal yükler, periodontal risk yönetimi içinde değerlendirilerek size uygun yaklaşım planlanabilir.
Bilgilendirme: Bu sayfadaki içerik yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı ve tedavi için klinik muayene gereklidir. Buradaki bilgiler, hekim değerlendirmesinin yerine geçmez. Tedavi planı; kişinin klinik bulguları, risk faktörleri ve beklentileri dikkate alınarak, hekim tarafından belirlenir.